Hello world!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Advertisements
Posted in Uncategorized | 1 Comment

>Farklı Bir Pazartesi Sendromu

>

Pazartesi Sendoru’mu denilen şey bilimsel olarak da kanıtlandı. İnsanlar ister çalışsın ister çalışmasın Pazartesi sendormu denilen şeye kapılıyorlar. Çünkü Pazartesiler başlangıcının öncüsü. Hafta yeniden başlıyor herşey yeniden gözden geçirliyor. Ne tuhaftır ki ve hala ciddi bir açıklama bulunamadı Pazartesi ve Cuma günleri trafik diğer günlere oranla aşırı kalabalık oluyor. Biri hafta başı biri haftanın sonu.

Benim ciddi bir Pazartesi sendromum yoktur ama bu Pazartesi durum biraz farklı. Dün akşam sevgiliyle outurp film izlediki filmin ismini şuan hatırlamıyorum (zaten ne zaman hatırladım ki :))

Bebek büyüten bir çift var ve esnek çalışma saatlerine sahipler her ikiside günleri planlayıp çocuğa bakacakları günleri önceden belirliyorlar. Hal böyle olunca bebeğin büyümesini yakından bakıcısız takip edebiliyorlar.

Filmin sonuna doğru ağlamaya başladım niye mi? Düşündüm de çalışan bir anne olarak bebeğim olduğunda bir çok ilkine şahit olamayacağım belki de. Toplantının ortasında bakıcı arayacak ve Tüten hanım yürüyor yürüyor diyecek ve ben toplantıdayım sonra arıyım diyeceğim. Başka bir gün arıyacak tüten hanım dişi çıktı diyecek ve ben yine kahrolacağım. Bakıcıyı kıskanacağım. Vicdan azabından öleceğim ama ertesi gün yine işe geleceğim. Düşündükçe ağladım ağladıkça düşündüm.

Şu çalışmama lüksüne sahip olan ama hergün şikayet eden kadınlara bir kez daha kızdım. Ne büyük bir nimete sahip olduklarının farkında değiller dahası ellerindeki bu fırsatı nimetten saymıyorlar. İnsanoğlu nimeti çok doğal karşılıyor öyle değil mi?

Aslında ben de işi bırakıp çocuk büyütebilirim çok şükür bu maddi güce sahibiz. Ama standartımız düşer. Çocuğumuzu büyütürüz elbet hem de ortalamanın üstünde ama yine de bir çok şeyden de onun adına vazgeçmek zorunda kalırız. İşte böyle düşününce çalışmama seçeneğini seçmenin çocuğum adına bencillik olacağını düşünüyorum ve vazgeçiyorum. İşim yoğun fakat saatleri belli bu biraz olsun yüreğime su serpiyor.

Dün akşam şöyle dua ederek uyudum. Allahım bebeğimin ilklerine biz şahit olalım. Ve lütfen bebeğim büyüdüğünde bir gün olsun annesinin neden çalıştığını sorgulamasın. Annesi çalıştığı için çocuğumda hiçbir zaman eksiklik, yetersizlik olmasın.

Tüten ben

Düşünceli
Posted in anne ve bebek, çalışan anne, ilkler | 2 Comments

>Çelişki= Anne Olmak

>

O kadar çok anne-çocuk blogu okuyorum ki sayısız hikaye biliyorum diyebilirim. Neden okuyorum çünkü kitaplardan birşeyler öğrenmektense yaşayanlardan öğrenmenin daha faydalı olacağına inanıyorum. Elbette kitap da okunmalı. Her sosyal çevreden annenin blogunu takip etmeye çalışıyorum.
Bunca zamandır bunca okuduğum blogtan gördüğüm çelişkide olmak kelimesi anneler için yaratılmış.

Hele şu son dönemlerde itiraf etme modası var anne bloglarında. Hadi bakalım itiraf edelim anne olmanın zor yanlarını halbuki başlığa itiraf demelerine gerçekten gerek yok çünkü hemen hemen her gün sıkıntılı haller yazılıyor. Bilemiyorum belki de gerçek bu. Büyük konuşmak istemiyorum belki ileri de aynı “gerçeğin” bir parçası olacağım. Biraz da şöyle düşünüyorum insanlar güzel şeyleri doğal karşılar gozel olmayan şeyleri ise anormal bulup bir rahatla yöntemi olarak o konu hakkında konuşurlar.

Bazen çok nadir öyle yazılara rastlıyorum ki hayallerime olan inancım artıyor. Hiç hayal tadında değil çok gerçekçi o annelerinde yazdığı, okuduğumdan geçrek hissini yakalayabiliyorum. Nasıl da herşeyin iyi gittiğinden güzel gittiğinden bahsediyorlar. Hehh diyorum işte hayalim bizim için de böyle olacak.

Anneler genellikle bu işin zorluklarını anlatıyorlar ama sanırım yazarken onları dürten bir vicdan söz konusu oluyor veya bebeği aklına geliyor veya dönüp bebeğine bakıyor ve cümleyi şöyle bağlıyor aslında tüm bunlara rağmen anne olmak çok güzel. Veya aynı anda bir başkasının bebeğinin kötü bir hastalığa yakalandığını veya başka bir annenin bebeğini kaybettiğini okuyor, görüyor hop şükür dolu bir yazı yazıyor ama aynı şekilde yazmaya devam etmiyor 2 bilemedin 3 gün sonra yine uykusuzluk,iştahıszlık, kendine vakit ayıramama yazıları baş gösteriyor.

Çalışan annelerin derdi başka evde kalıp çocuğuna kalanların ki başka ama hepsinin ortak paydası aynı. Yeterince olmaması hiçbirşeyin. Yeterince ilgilenememeki yeterince mutlu olamamak. Annelik sanki hep tatminsizlik hali.

Hayır bunca farklı kadın bunca farklı karakter nasıl oluyorda sırf anne oldukları için böyle kocaman bir paydaşa sahipler gerçekten bilemiyorum. Bugün dedim ki kendime iyi yazılar dışında okuma artık.

Kaldı ki bunca okuduğum şey ileride benim çocuk büyütmemde belki de hiç bir işime yaramayacak!

Gerçekten içim şişti diyebilirim. Annelik halleri hep bir tatminsizlik hep bir memnuniyetsizlik hep bir yetişememe hep eksik kalma ve en önemlisi hep çelişki dolu gibi.

Benim kendime biçtiğim annelik halleri ise bir başka postun konusu olsun. Hayallerimdeki bebeğim ise rahati, huzurlu ve olması gerektiği gibi bir bebek!
Posted in anne ve bebek, anne-çocuk blogları, annelik | 2 Comments

>Nasıl Açıklamalı :)

>

Bu sabah blogun birinde okuyunca aklıma geldi. Blogdaki kişi eşine hamile olduğunu nasıl açıkladığını ama aslında nasıl açıklamak istediğini yazmış.

Ben de daha evlenmeden, hamile kaldığımda bunu Güray’a nasıl söylerimin milyon çeşit versiyonunu kafamda oluşturmuştum. Hepsi de birbirinden romantik birbiriden heyecanlı şeylerdi. Mesela bir tanesini çok net hatırlıyorum. İşte hamile olduğumu öğreneceğim evde yapılan testler sayesinde sonra akşam evde romantik bir yemek hazırlayacağım masayada 3 tabak koyacağım biri küçük tabak olacak. Akşam yemeğe oturduğumuzda Güray hayırdır kim geliyor diyecek elini alıp karnıma koyacağım biz artık 3 kişiyiz diyeceğim 🙂 Ay yazarken bile gülüyorum şuan. İşte bu ve bunun benzeri bir çok fikir vardı aklıma.

Lakin gerçek hayatta böyle olmuyor. Yapanları duydum. Kocasından 1 ay boyunca saklayıp evde film seyredecekmiş gibi bebeğin CD’sini koyanlar falan. Valla ben kocamdan 1 ay gizlediğimi düşünemiyorum. Hoş bu durumun 1 ay boyunca farkına varmayan adamı da anlayamıyorum ya neyse.

Bir kere işin aslında bebek istiyorsanız bir takım günleri takip etmeye başlıyorsunuz kocanızda sizinle beraber takip ediyor. Bir anlamda gündem konusu da oluyor dolayısıyla test mi yapacaksınız başaınız mı döndü en önemlisi regly’iniz mi gecikti zaten kocanız biliyor. Dolayısıyla süpriz yapacağınız bir ortam oluşmuyor.

Diyelim hiç eşinizle gündeminizde böyle birşey yok. Siz hamile olduğunuzu hissettiniz ve test yaptınız bu durumda da eşinizden süpriz uğruna gizleyebilir misiniz bilemiyorum. Şahsen ben hayatta gizleyemem dakikasında ararım toplantıdaki adamı toplantıdan bile çıkartırım 🙂

Ve bir de inanın erkekler için hiç farketmiyor zaten baba olacaklarını öğrendikleri anda büyük bir şok yaşıyorlar ve nasıl söylerseniz söyleyin hatta birlikte öğrenin onlar için büyük bir süpriz oluyor.
Posted in hamile olduğunu açıklama, hamilelik, süpriz | 6 Comments

>Baba Olmak

>

Haftasonu bu görüntüyü görünce bir kez daha emin oldum tamamdır dedim sevgilim çok iyi bir baba olacak! Eline de yakışmamış mı sahi 🙂 Bu haftasonu bol bol bebek sevdik, mis gibi süt kokusunu içimize çektik minicik ayakları yememek için zor durduk. Ve hep dua ettik bize de bundan bize de bundan diye.

Anne olmak içgüdüsel birşey buna inanıyorum elbette ki çok kutsal ve bambaşka birşey. Daha 2 haftalık hamileyken kendimi anne olmuş gibi hissediyordum abartıydı belki ama hissedebiliyordum.

Sonra haftasonu düşündüm peki ya baba olmak? Sanırım etrafta iyi bir baba görüldüğünde ayakta alkışlanmalı pohpohlanmalı ve mutlaka takdir edilmeli. Çünkü babalık içgüdüsel birşey değil. Çünkü babalık öğrenilen birşey. Bir erkeğin bir bebeği anne gibi sevmesi koklaması kollanması düşünmesi bence bunlar çok özel şeyler.

Ve bir teori vardır kadın baba olacak erkeğini seçer diye işte buna bir kez daha inandım. Ben resmen seçmişim Güray’ı.

Bu manzaranın tıpkısının aynısını minik bir Yolukar ile görmek istiyoruz evrene duyurulur 😉

Posted in anne ve baba, baba olmak, bebek, evrene duyurulur | 3 Comments

>Tanıtım 1-2: Frame World Blog

>

Evet kocanın başı itinayla yenir. Sen de bir blog açsana, niye açmıyorsun ki, hadi sen de blog tutsana. Adama öyle bir gına getirilir ki sonunda dayanamaz ve blog tutmaya başlar.

Benim kocam fotoğrafçıdır hem de bayağı iyidir bu konuda kursu 1.’likle bitirmiştir hocalarından övgüler almıştır ama çok mütavazidir kendisi bu konuda evet sadece bu konuda ve hiç çaktırmaz fotoğraf çekmekten iyi anladığını 🙂

Benim kocam az biraz şairdir. Beni de şiirleriyle tavlamışlığı vardır. Bu konu da pek mütevazi değildir.

Güzel birkaç resme bakmak istiyorsanız. Şu kızın kocası ne diyor diyorsanız. Lö Yolukar ailesini biraz daha yakından tanımak istiyorsanız buyrun takip edin: dortkenardunya.blogspot.com

Tüten ben
Blogcu’nun karısı 🙂

Posted in blog, fotoğraf blogu, koca, tanıtım | 4 Comments

>Diziler ve Erkekler

>

N’olucak şu dizilerin halleri. Gerçekleri hiç yansıtmayışları. Hayır bir de dizileri yazanların çoğu kadınlar.

Dün Muhteşem Süleyman’da kadın doğum yapıyor bir de düşünün kaç yıl önce ve normal doğum. Kadın doğum yaptığı gibi ceylan gibi sekiyor. Kilo kalmıyor maşallah hemen de emzirmeye alıştı. Ha neredeyse kocanın koynuna halvete girecek.

Bu dizileri izleyen erkeklerimiz de sanıyor ki gerçek hayatta da bu böyle yani böyle olmalı. Baksan koskoca Sultan Süleymanın hasekisi doğum yaptığı gibi ayakta hatta adamın koynunda.

Başka bir diziye bakarsın kadın doğum yapar saçlar fönlü suratta makyaj tırnaklar ojeli. Uykusuzluktan eser yok. Hep gülen bir surat lohusalık ışık hızıyla geçmiş.

Ee be senaryoyu yazan kadın kişisi yahu sen bunların böyle olmadığını bilmez misin? Bu dizileri erkeklerin de izleyeceğini sonra karısına bak ama nasıl da doğum yapıp zayıf kaldı diyeceğini bilmez misin? Sonra evdeki kocanın da doğumdan sonra senden aynı performansı bekleyebileceğini düşünmez misin? Dahası senin başından hiç geçmedi mi bu olaylar!

Vallahi de billahi de erkeklere dizi izlemek yasaklanmalı :):):)
Posted in Uncategorized | 7 Comments